Cinselliği tarih boyunca denetlemeye alan en büyük etken dindir

Eski devirlerde, Hıristiyanlıkta ve Musevilikte; cinsellik sadece evlilikle üremeye yönelik bir zorunlu olay olarak görülmüş, onun dışındaki cinsellik ve kadınlar günaha yönelik bir zaaf olarak telakki edilmiştir. Kadınlara ise, Adem’e yasak elmayı sunarak kışkırtıp onu günaha sokan Havva’nın günahkarlığını devam ettiren zayıf yaratıklar olarak bakılmıştır.

Günümüzde dahi, İtalya’da Katolik uzmanlar tarafından yayınlanan “Sesso Santo” (Kutsal Seks) isimli kitapta çok çarpıcı görüşler yer alıyor. Buna göre özetle: “..Çocuk yapma gayesi olmadan, sadece seks için cinsel ilişkiye girmek insanı bağımlılığa ve hastalıklara götürerek ölüme sürükler. Cinsel ilişki ancak evliler arasında ve çocuk sahibi olmak için yapılırsa günah değildir. Evlilik öncesi ve evlilik dışı her cinsel ilişki günahtır. Erkek televizyonda bile çıplak bir kadın görse nikahı zedelenip günah işlemektedir. Eşin vücudu ve cinsel organı ile oynamak bile sapıklık olup ateşle oynamakla eşdeğerdir…”

İslam dini de, cinselliğe benzer düzenlemeler ve yasaklamalar getirmiştir. Kadınların örtünmesi, erkeklerden ayrı oturması vs. gibi kurallar konmuştur. Bunların aksi, günah ve yasaktır. Ancak İslam da evlilik içinde olması şartıyla kadın ve erkeğin yalnızca zevk için sevişmesine, birbirlerine dokunup, cinsel organlarla oynanmasına, birbirini her zaman tatmin etmelerine izin verilmiştir. Hatta karı kocanın sevişmesi ibadet sayılmıştır.

Toplum düzeni açısından ise, kargaşanın önlenmesi, toplumun korunması, ırza geçmenin Önlenmesi ve aile birliğinin özendirilmesi açılarından yasalar konmuştur. Aile içi ilişkiler (ensest) kesinlikle yasaklanmış ve ayıplanmıştır.

Değişik kültür yapısındaki toplumların gelenek ve görenekleri açısından cinselliğe bakışları ise, tarih boyunca değişiklikler göstermiştir. Bunlara kısaca örneklemeler getirirsek:

Kimi topluma göre çıplaklık ayıp ve günah kimine göre ise normaldir. Örneğin gelenek ve göreneklerine çok bağlı olan Japon’larda hamamlarda erkek ve kadınların çoluk çocuk birlikte çıplak yıkandığı bilinmektedir. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde de saunalar ve çıplaklar kampında, kadın ve erkekler çırılçıplak birlikte bulunabilmekte ve bu gerek yasalarca ve gerekse toplum tarafından yasak ve ayıp sayılmamaktadır. Aynı şey Arap ülkelerinde, günah, ayıp ve yasaktır. Kendi kendini tatmin (mastürbasyon) kimi toplumda ayıp kimi toplumda normal karşılanmaktadır. Öpüşme, tokalaşma gibi İnsanlar arasındaki adetler kimi toplumda ayıp, kiminde normaldir. Bu ayıp ve normaller, bazen aynı toplum içindeki değişik yöre ve sınıflar arasında da farklı açılardan ele alınmaktadır. Tutucular, serbestler, koyu dinciler, dinsizler, okumuşlar, okumamışlar, yörelerin iklim şartlar! vs. cinselliğe ve cinsellikle ilgili davranışlara değişik bakış açıları getirmiştir.

Zamanımızda ise, toplumdan topluma gene çok büyük Şarklılıklar var ise de, ekonomik yapıdaki değişiklikler, sanayileşme, nüfus artışı, kadının iş hayatına girerek ekonomik bağımsızlığını kazanması, aile yapısındaki değişiklikler, iletişim vasıtalarının korkunç bir hızla gelişerek, toplumlar arasındaki etkileşimi arttırması, cinsellik, cinsel, davranışlar ve toplumların bakış açılarını büyük ölçüde etkilemiştir. Eskiden ayıp, günah, yasak olarak görülen çok şey, bugün olabildiğince özgürlüğe dönüşerek normal sayılmaya başlanmıştır.

Cinsellik açısından bu günkü durum, iki bilinmeyenli denklem halinde yaşanan tam bir paradokstur. Cinsellik ve davranışlar açısından dünün ağır baskılarına karşı, bugün eşcinsellere ve aynı cinsten kişilerin evlenmesine, her türlü serbest sekse varacak kadar cinsellik üzerindeki baskıların kaldırılmasına yönelik olabildiğince özgür bakış açıları ve davranışlar! Hangisi doğru veya yanlıştır?

Yapılan antropolojik araştırmalar ve felsefe, cinsellik konusunda evrensel bir tanımlama ve değerlendirme getirememektedir.

Esasen, dünyada hiçbir şey; doğru, yanlış, iyi, kötü, kesin, tam ve yetkin değildir.

Comments are closed.