Zifaf gecesi
Küçüklüğümüzdeki semtler genelde kendi içinde kapalı olduğundan, yaşamın önemli kısmı orada geçer, hatta çoğu mahalleli, orada doğar, büyür, evlenir, çoluk çocuk sahibi olur ve ölürlerdi. Bu sebeple evlilikler de mahalleliyi günlerce meşgul eder, düğün, dernekler, çeyizler, dedikoduları gırla giderdi. Biz çocuklar ise, büyüklerin fiskosundan duyabildiğimiz kadarıyla hep “zifaf gecesini” düşünüp konuşurduk. Biraz büyük arkadaşların anlattıklarından yalan yanlış bilgi edinmeye çalışırdık. O zaman evlenenler ya aynı ahşap evin bir odasına yerleşir veya yakında bir ev tutulurdu. Zifaf gecesi; helvalı, ballı, cinsel gücü arttırıcı baharatlı yemekler, gelinle damadın odasına konur ve ne yazık ki, kanlı çarşafı görmek için büyükler kapıda sabahlardı. Böyle bir durumda, utangaçlıktan günlerce ilişki kuramayanlar çıkar, aileler endişeye düşer, kimi kızlıktan şüphe ederken, kimi de oğullarına hoca hoca dolaşıp muskalar yazdırır veya kuvvet macunlarıyla, koç yumurtaları yedirirlerdi.