Birkaç seyahat anısı

1981 senesinde, dünyaca meşhur vücutçu ve artist Arnold Schwarzenegger’in Mr.Olympia davetlisi olarak Amerika’ya gitmiştim. San Fransisko’da gördüğüm “Sex Shop” ların hepsi kadın kılığında erkekler veya lezbiyenlerle doluydu. Sonradan ifade ettiklerine göre şehrin %80 i eşcinselmiş ve orası eşcinseller cennetiymiş.

New York’ta ise “42 Street” tam bir batakhaneydi. Canlı sex şovları ve fahişeleri ile tam bir batakhane. Bir kadınla birlikte, onun istemi ve içtenliğiyle, seks arzularını paylaşıp, onu mutlu etmek ne kadar olağanüstü bir zevkse, seksin bütün çekiciliğine ve doyumsuz arzularına rağmen, kadından parayla yararlanılarak, bu arzunun söndürülmesi bana adice ve hep ters gelmiştir. 42.Sokakta da bu böyleydi. Kilometrelerce yol her çeşit seks alternatifi ile doluydu.

Bazı “sex shop” larda 25 cent’e çalışan seks odaları vardı. 25 ligi attığınız zaman, ufak bir cam açılıyor, içeride özel bir odada bulunan, çırılçıplak kızlar, camın önüne geliyor ve kadınlıklarının en gizli yerlerini, camınıza dayayıp dans ediyorlardı. Canlı seks yapılan yerlerde, para mukabili, her an yanınıza gelip sizinle yatmayı teklif eden kadınlar vardı. Bu yerlere ve bu tür filmlerin oynatıldığı sinemalara kadınlar da gidiyordu.

İnsanlar meraklarını gidermek veya başka sebeplerle, burayı dolaşırken, yavaş yavaş seksin gizemli dünyasına dalıyorlardı. Dayanılmaz çekiciliğiyle, kirli ve perişan da olsa, bambaşka bir dünya sizi pençesine alıyordu.

Kim bilir, dünyanın nerelerinden, geçimlerini temin için, Amerika’ya paranın ümidi, ile gelmiş olan binlerce kadın ve erkekler bu dekorun oyuncularıydı. Belki bizim genel evlerdeki, hatta yüksek tahsil yapmış doğu ülkeleri kadınları gibi, yokluk belasına, çoğu çoluk çocuğuna veya yoksul ailesine bakmak için bu yollara düşmüşlerdi. Zencisi, sarışını, uzunu, kısası, dünyadaki bütün milletlerden binlerce çıplak kadın. Bütün dünya kadınlarının “Pussy” leri önünüzde resmi geçit yapıyordu. Erkekler ise sanki her ayrı kadında, bir başka alemin bilinmeyen gizemlerini görecekmiş gibi, büyük bir merak ve doyumsuzlukla bakmak, defalarca bakmak istiyorlardı.

Oysa hepsinin “Pussy” leri de, tüm insanlardaki diğer organlarda olduğu gibi çok ufak değişiklikler dışında benzerdi. Merakı yaratan erkeklerin beynindeki açlıktı. Gerçek gizem ise, bütün kadınların ruhunda gizliydi. Ama buradaki ilgi alanı bu değildi. Ne yazık ki, cinselliğin önü alınmaz bir şehvetle, insanları saran yanıltıcı yapısı, her seferinde ve her kadında, daha önce yaşananlardan farklı olacağı hayaliyle, özellikle erkekleri bu meraka sürüklüyordu.

Çıplaklığın tartışması ve derecesi bugün dahi gündemi işgal eden en önemli konulardan biri oladursun, yurtdışı yarışmalarında, çoğu zaman Kuzey Avrupa erkek ve kadınları, soyunma odasına gitmeden, önünüzde rahatça soyunup giyinebiliyorlardı. Gittiğim bir çıplaklar kampında veya saunada, ben utanç duyarken, insanlar çırılçıplak hiçbir şeyin farkında olmadan kitap okuyorlardı. Bize göre çıplaklık ayıptı. Onlara göre ise, çıplaklık değil, kuralları çiğnemek, kuyrukta sıraya girmemek, topluma karşı işlenen hareketler utanç verici ve ayıptı.

Asırlar evvel Çin’de seksin ve cinsel birleşmenin kitabı yazılmıştı ve bunun başka yörelerde de örnekleri bulunuyordu. Eski Yunan ve Roma medeniyetlerinde cinsel organları gösteren çıplak heykeller yapılabilmişti. Birçok ünlü Yunan filozof için eşcinsel deniyordu. Rambrandt, Goya, Rubens, Modigliani vs. gibi büyük sanatçılar seksin etkisinde kalarak sanat şaheserleri yaratmışlardı. Ünlü şair Lorca, meşhur filozof ve yazar Thomas Mann vs. ve daha niceleri eşcinseldi. Edebiyatçılar, ünlü düşünürler de gene seksin çekiciliği, aşk ve seks hayatında yaşadıkları mutluluk ve acılar sonucu, bunların etkisinde kalarak eserler meydana getirmişlerdi. Tarih içinde birçok büyük devlet adamı, imparator, imparatoriçe, komutan, sanatçı, çeşitli dinlerdeki din adamlarına, rahibelere vs. ait cinsel sapma ve hikayeler ciltleri dolduracak kadar çoktu. Pompei’dc asırlar evvelinden kalan cinsel birleşme halindeki insanların kalıntıları, taş devrinden kalma kalıntılar, cinselliğin insanın yaratılışından beri var olan en yadsınamaz gerçek olduğunu kanıtlıyordu.

Hikayelerinin hayranı olduğum birçok ünlü yazarımız, sanatının hayranı olduğum birçok sanatçımız ve daha niceleri, bu cinsel gerçeklerin ve sapmaların sadece bir noktasıydı.

Buna rağmen toplumumuzda cinsellik bugünlere kadar da hep tabu, gizli ve günah açısından irdelendi.

Vücudumuz korkunç arzular içinde kıvranırken; kadından uzak olmanın, seksin günah olduğu şartlanmasıyla tabular ve yasaklar aleminde, aile, cemiyet, din baskılarının neticesi doğal seks arzularının ıstırabını yaşarken, bir yandan da gene bize günah ve çok zararlı gösterilen mastürbasyonun dayanılmaz çıkış yoluna baş vuruyor ve sonra da günah ve pişmanlık hisleri içinde bunalımlar yaşıyorduk.

Comments are closed.